NIKON PENTAX
17372
post-template-default,single,single-post,postid-17372,single-format-standard,bridge-core-2.1.3,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-20.0,qode-theme-bridge,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.1,vc_responsive,elementor-default,elementor-kit-5,elementor-page elementor-page-17372

NIKON PENTAX

 

L’Officiel Hommes’in Temmuz 2021 kapağı, kırmızı harflerle  “Nikon Pentax öldürüldü.” başlığıyla yayınlandı. Dergiyi alıp okuyan Fransız moda severler, Afrikalı erkek manken Nikon Pentax’ın Paris’teki Rectum Bar’ın tuvaletinde parçalanmış bedeninin fotoğrafını gördüler. Fransız halkı şok olmuştu bu olay karşısında.
Olayın araştırılması için Fransa Adli Polis Daire Başkanlığı 19.Bölge Cinayet Birimi’nden Komiser Gaspar ve ekibi görevlendirildi. Gaspar ve ekibi ilk önce Rectum’a gidip cinayet hakkında biraz bilgi topladı. Sonra Gaspar, Rectum’dan sinirli bir şekilde çıkıp gri peugeot arabasına binip evine gitti. Eve vardığında dolabından çıkardığı Mont Blanc birasını yudumlayarak Nikon Pentax dosyasını detaylıca okumaya başladı.

Nikon Pentax
1970 Morocco doğumlu erkek bir manken. Asıl adı Aymar Solari. 1990 yılında Fransa vatandaşlığı aldı. 1994 yılında Fransa erkek güzeli oldu. 1995’de Kanada Trisko’da oyunculuk eğitimi alıp ismini Nikon Pentax olarak değiştirdi. Amerika’da birçok klipte oynadı. Kanada’da bir dönem Dallas benzeri dizi olan “Kuzey Rüzgârı” dizisinde yardımcı oyuncu olarak oynadı. Dizideki İranlı oyuncu Layka Hatemi ile evlendi. Fransa’ya dönmeden önce 17 Haziran 2011’de resmi olarak boşandı.

Birden telefonu çalan Gaspar, gözlerini ovuşturarak telefonu açtı.
-Söyle Alex.
-Komiserim bu o gece erkek arkadaşı ile beraber gitmiş, bara. Bara birisi gelmiş, beraber dışarı çıkmışlar. Dışarda bu adamla konuşmuşlar sonra beraber içeriye girmişler, içmişler. Sonra da çekip gitmişler. Aradan 2 saat geçtikten sonra bu konuştuğu adam bir çantayla beraber tekrar bara gelmiş. Doğru barın tuvaletine girmiş. 10 dakika sonra tuvaletten çıkmış.
– Kimmiş peki bu? Dedi Gaspar.
-Paris fuhuş çetesinin elemanlarından Rene Martinez, dedi Alex.
-Aralarındaki mevzuyu öğrenmek lazım. 2 saat içinde cesedi çantaya koyup barın tuvaletinde bırakması… Birilerine ya gözdağı veriyor ya o gece psikopata bağlamış ya da başkası öldürmüş o bırakmış olabilir. Bilmiyorum Alex. Her ihtimali değerlendirmek lazım. 
-Şu Rene’yi bir araştıralım, ne çıkacak.
-Tamam, komiserim.
-Şimdi elimizde Rene, Layka bir de..
-Neydi o erkek arkadaşının adı, Alex.
-Pentaxmış, komiserim.
-Dur dur dur… 1995’de Kanada’da bir oyuncu ajansında ismini değiştirmişti, bu. Aymar Solari olan ismi Nikon Pentax yapmış. Niye arkadaşının ismini soy ismi olarak kullanır ki bu. O zamanlar bunlar tanışıyorlar mıydı ki?
-Peki, bu fuhuş çetesinin bundan alıp veremediği ne?
-Neyse, sabah bunların dosyalarına bir daha bakalım, Alex. Beynim zonkluyor, bir duş alıp uyuyacağım.
-Tamam, komiserim. Sabah ofiste görüşürüz.

Gaspar sabah uyandığında, dün geceki yorgunluktan eser kalmamıştı. Duşunu alıp evinin olduğu Les Buttes-Chaumont bölgesindeki Villette Mahallesi’nin 15. Sokağı’ndaki Les Halley Apartmanı’ndan çıkıp gri Peugeot arabasına doğru yöneldi. Arabaya tam bineceği sırada yanına yaklaşan 5 kişi ellerindeki silahlarla Gaspar’ın çevresini sardı ve Gaspar’ı iğne ile uyutup etkisiz hale getirdikten sonra gözlerini bağlayarak arabanın arka koltuğuna atıp bilinmez bir yere gittiler.

Gaspar, gözlerini açtığında Paris’in gecekondu bölgesinin Zannette Mahallesi’ndeki terkedilmiş bir deponun ortasında sandalyede elleri arkadan bağlanmış bir şekilde oturuyordu.

-Neredeyim ben? Diyerek ayaklarını kıpırdatmaya başladı, Gaspar.
– Merak etme emin ellerdesin.
– Kimsin sen!
– Benim François.  Tanımadın mı? (François, Gaspar’ın ellerini arkadan çözer ve karşılıklı konuşurlar.)

– Hani şu Simona Ozolina cinayetini hatırlıyor musun? 
– Eee nolmuş.
– İyi düşün.
-Seninle geçmişi bir tazeleyelim.
-Peki, bunun Nikon Pentax ile bağlantısı ne?
-Onu da sen çözeceksin işte. Onun için buradasın zaten.
-Bulmaca gibi konuşma.
-Açık açık söyle. Baştan anlat hele şu mevzuyu.
 
-Önce senden mi başlayayım yoksa Simona’dan mı başlayayım? Bir karar ver.
-Başlatma şimdi bana. Adam gibi anlat şunu dinleyelim.
-Yaşlanmışsın be Gaspar. Artık emekli olmanın zamanı gelmiş. Bırak bu işleri. Geçmişini bile hatırlayamıyorsun. Ah, Gaspar ah.

-Simona Ozolina
Hani şu, Ukraynalı kız. Manken olmak için evinden kaçıp internetten tanıştığı Estonyalı erkek arkadaşı Mathiass Peterson ile buluşmuştu. Sonra Mathiass, kıza evinde günlerce tecavüz edip kızı fuhuş çetesine satmıştı.
-Haaa…
-Sonra kız odadan kaçıp apartmanın 9.katından aşağı atlayıp intihar etmişti. Filmi çekilmişti hatta.
– Neydi ya adı.
-Simona’ya ağıt.
-Klasik, Doğu Avrupa kız kaçırılma hikâyesi işte. Bunu bilmeyen mi var.

-Konu ile alakası ne?
-Pentax Olimpus bunu biliyor musun, peki?
-Şu Nikon Pentax mevzusu mu?
-Evet, Gaspar evet.
-Bunların benimle alakası ne?
-Geçmişini hatırla.
-Doğduğun andan itibaren şu ana kadar ki, yaşadığın her şeyi sorgula.
-İyi düşün. Kendini sorgula. Maziye saygısı olmayanın kendine saygısı olmaz.
-Ben sana biraz yardımcı olayım. 

Gaspar Nolan
-8 Aralık 1953 Lizbon doğumlusun. Çocukluğunda yazları Torino’ya giderdin. Büyükbabanın çiftliği vardı. Hani şu meşhur Torino Atları vardı ya. Büyükbabanın da vardı. Ata binmeyi çok severdin. Sırf bu yüzden veterinerlik okumuştun. Üniversite okurken Arjantinli Lucile Portman ile evlendin. Baban Dupontel bu evliliğe onay vermedi diye aranızı düzeltmek için neler yapmıştım. Hatırlıyor musun?
-Eeee
-Boşandığınızdan sonra Lucile Kanada’ya taşındı. Sonra, Luka Olimpus adında bir oyuncu ile evlendi. Beraber Trisko Ajansını kurdular.

Bu Nikon Pentax olayının olduğu gece, Lucile beni aradı.  Oğlu Pentax’ın, Paris’e geldiğini onu takip etmemi ve başının belada olduğunu söyledi. Sonra bu olay olunca, senin görevlendirilmeni istedim, Adli birimden.
Lucile bana, Pentax’ın senin oğlun olduğunu söyledi lan!

-Başka ne dedi, peki.
-Bu ikisi arkadaşlarmış. Nikon, Pentax’ı aramış. Paris’e gel sana çok önemli anlatacaklarım var, demiş.  Pentax, Kanada’dan ayrılırken annesine Nikon ile görüşmek için Paris’e birkaç günlüğüne gideceğini söylemiş. 
-Tabi, Lucile mevzuyu anlamış. Beni aradı işte.
-Ne mevzusu bu.
-Şu Simona Ozolina davasının Paris kısmını hatırla. Seninle beraber o zamanlar Paris-Estonya arası uyuşturucu ticareti yapan bir çeteye baskın düzenlemiştik. O uyuşturucu çetesinin yerini biri ihbar etmişti, polise.
-Evet, hatırladım. Telefon kulübesinden biri aramıştı. Çete içi hesaplaşma diye üstüne gitmedik, sonuçta yakaladık diye.
-İhbarı yapan Pentaxmış.

-Simona, Nikon, Pentax bunlarla bağlantısı ne? 
-Bilmiyorum, Gaspar.
-Pentax’ı bulmamız lazım. Bu olayı çözecek olan kişi.
-Bunları söylemek için mi beni kaçırıp buraya getirdin?
-Ben kaçırmasaydım seni bulacaklardı.
-Kim bulacaktı?
-Bulmaca gibi konuşma be.
-Ağzındaki baklayı ne zaman çıkartacaksın.
-Tamam, ama Pentax’ı bulmamız lazım. Öldürecekler onu.

Simona ile derken birden 2 el ateş sesi duyuldu, terkedilmiş depoda. François birden yüzüstü, Gaspar’ın önüne düştü. Gaspar eğilip François’in boynuna elini götürdü, nabzı atıyor mu diye baktı. François bir şeyler fısıldadı. Gaspar duymaya çalıştı.
Nikon’u öldüren Pentax, dedi sadece.

Gaspar, François’i yerden kaldırıp kucakladı. Deponun çıkışına doğru yürüdü. Arabaya atlayıp hastaneye doğru yola çıktı. Arabadayken bilinci hala yerindeydi, François’in. Hastaneye vardığında ise ölmüştü artık.

Gaspar, Alex’i arayıp
– Alex, François’i öldürdüler, dedi ağlayarak.
-Nasıl oldu komiserim? Sabahtan beri size ulaşamıyorum. Lucile Portman adında bir bayan sizi sordu, numarasını bıraktı. Bana ulaşsın dedi.
– Mesajla gönder, hemen.

Gaspar, Lucile’yi aradığında telefonu bir erkek açtı.  Lucile’yi görmek istiyorsan saat 23:45’de Pere Lachaise Mezarlığı’nda Chopin’in mezarının önünde buluşalım dedi. Tek gel canlı al diyerek kapattı telefonu.
Sabahtan beri yaşadıklarını anlamaya çalışan Gaspar, hastanenin lavabosuna gidip elini yüzünü yıkadı. Saatine baktığında 21:45’i gösteriyordu.

2 saat sonra mezarda buluştular.

-Hiç değişmemişsin lan.
-Kimsin lan sen?
-Bunamışsın sen. Nasıl çözüyorsun şu cinayetleri. 10 sene önceki yaşadıklarını bile hatırlamıyorsun. Abin François gibi emekli olma zamanın gelmiş senin. Bırak bu işleri, Gaspar. Git Torino’da ata bin. Kızın Nina’nın ölümünden sonra kendini kaybetmişsin sen. Hal hatır ile burada duruyorsun. Doğru gidecek bir yerin yok. Akşamları hala 6 Mont Blanc bira içiyorsun. Geceleri kızın Nina’nın ölümünü hatırlıyorsun.
Geçmişi boşver de geleceğimize bakalım biz.

Şimdi bu Nikon Pentax olayını kapatalım. Sana bir teklifim var. Bak beni bilirsin. İnsanlara kolay kolay seçenek sunmam. Ama sen yılların Komiser Gaspar’ısın. Sana bir kıyak yapalım.
Ya oğlun Pentax ya eski eşin Lucile.
Karar senin. Seç birini.

(Gaspar birden geçmişini anımsar. Bu Gaspar için geçmişiyle hesaplaşmasıdır. Size Gaspar’ın hikâyesini detaylıca anlatmadık. Ki bu sonu beklediğimiz için. Her son yeni bir başlangıçtır misali. Neyse biz anlatmaya başlayalım. Gaspar o anda geçmişini hatırlasın.)

-Geçmişin senin geleceğini kaybettirecek.
Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir, Gaspar.
Lucile ayrıldıktan sonra Kanada’ya taşındı. O sıralar hamile olduğunu anladı, senden. Seni tekrar hayatında görmemek için, senden saklamıştı. Kavgalı birlikteliklerinizden olsa gerek. Seni cezalandırmış olabilir, bunu Lucile’ye sormak lazım aslında. Neyse, doğacak çocuğu(nuz) babasız büyümemesi için Luka Olimpus ile evlendi. Pentax doğduğunda annesine benziyordu, o yüzden Luka anlamadı.

Neyse, Pentax büyüyünce arkadaş çevresi yüzünden kirli işlere bulaştı. Toronto’daki Fidel Stone Koleji’nde okurken uyuşturucu işine girdi. Sonrası da Paris-Estonya arası uyuşturucu muhabbeti işte. Şu Simona olayındaki Mathiass, Pentax’ın Estonya’dan arkadaşı. Uyuşturucu ve fuhuş konusunda işbirliği kurmuşlar. Estonya’ya kızlar Pentax aracılığıyla getiriliyor. Kanada’ya da uyuşturucu Mathiass aracılığında.

İşte, İranlı Layka boşandıktan sonra Pentax, Layka’yı Estonya’ya…  Sonra da morfinken şıtraze.
Nikon bu mevzuyu o gece bara gelen Rene Martinez’den öğreniyor. Tabi Pentax, Rene’yi görünce mevzuyu anlıyor.
Bardan sonra eve gidiyorlar. Pentax, Nikon’u öldürüyor.
Sonrası da böyle işte.

Rene şimdi o gece, Pentax’ı da öldürecekken Pentax kaçıyor. Bunların aralarındaki mevzuyu tam bilmiyorum. Sonra Pentax, Türk Psikopat Cabbar ile buluşup saklanması için yer temin ediyor. Cabbar da bana anlatıyor.
Abi diyor, Gaspar’ın oğlu Pentax elimde. Gaspar’dan intikamımı almak için senden yardıma ihtiyacım var diyor.
Gaspar’ın birden başı dönüyor.
Bana Cabbar’ı ver. On yıldır arıyorum o piçi. Kızımın intikamını almak için neler yapmadım ki.

Şimdi mevzu bu. 
Seni neden Chopin’in mezarına getirdim biliyor musun?
Chopin’in kalbi Varşova’da, mezarı ise Paris’te. Bir insanın kalbini başka yere gömülüp bedenin başka bir yerde gömülmesi çok trajik değil mi?
Chopin diri diri gömülmekten o kadar çok korkarmış ki, öldüğü zaman öldüğünden emin olunması için kalbinin sökülmesini vasiyet etmiş! 

Evet, seçim senin Gaspar.
-Bana bunu neden yapıyorsun, J. Christophe.  

Chopin’in mezarının sağ alt çaprazında, Helosie ve Abelard‘ın mezarlarının arasına saklanan Cabbar, cebinden çıkardığı 9mm parabellum tabanca ile Gaspar’ı ensesinden vurarak öldürdü.
Chopin’in mezarının hemen üst çaprazındaki Bellini‘nin mezarına saklanan Alex de komiserini öldüren Cabbar’ı öldürüp mezarlıktan kaçıp Paris sokaklarına karışıp kayboldu.
Gaspar ile konuşan J. Christophe Noe’de mezarlıktan ayrılıp arabada sakladığı Pentax ile Lucile’yi serbest bıraktı.

Okuyucu için:
Cabbar, Gaspar’ın kızı Nina ile sevgiliydi. Nina’nın hamile olduğunu öğrenen Gaspar, bu evliliğe onay vermeyince Nina kürtajla bebeğini aldırırken kürtaj sırasında öldü.

Hikâyedeki olayların ve isimlerin hızlandırılmış ve karışık bir şekilde işlenmesi Arjantin asıllı Fransız yönetmen Gaspar Noe’ye ithafen!

 

Gelecek yazıda görüşmek dileğiyle…
Temmuz 2021 – Gaziantep

Fotoğraf: Mehmet Budak / Mayıs 2017

e-mail: [email protected]
instagram: @budakcafilm

No Comments

Post A Comment