FOTOĞRAFIN YOLCULUĞU – RESİMSELCİLİK AKIMI
16902
post-template-default,single,single-post,postid-16902,single-format-standard,bridge-core-2.1.3,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-content-sidebar-responsive,qode-theme-ver-20.0,qode-theme-bridge,qode_header_in_grid,wpb-js-composer js-comp-ver-6.1,vc_responsive,elementor-default,elementor-kit-5,elementor-page elementor-page-16902

FOTOĞRAFIN YOLCULUĞU – RESİMSELCİLİK AKIMI

Fotoğraf, yolculuğuna Joseph Nicephore Niepce ve Louis Daguerre’in ilk makineyi icadıyla başladı. Bu icat, yüzyıllardır resimde kullanılan Camera Obcura’yı temel alarak ve onu resimden kopararak yeni bir yolcuğu çıkarması ile mümkün oldu. Fotoğraf bu var olma yolculuğunda bütün sanat dalları gibi hem kendine has hem de diğer dallarla etkileşimli olarak farklı akım ve yollar ortaya çıkardı. Ancak fotoğrafın yolculuğunda resimle bağları asla kopmadı. Hem resmi derinden etkileyerek hem de resimden etkilenerek oluşan sıkı bağlarla yoluna devam etti.

Fotoğraf makinesinin var oluşunun mümkün kılan Camera Obscura’nın fotoğrafın icadı öncesi ressamlar tarafından kullanılması, her iki anlatım biçiminin yakın ilişkisinin başlangıcıydı. Bu ilişkide fotoğrafın icadı ise resimde en büyük kırılmalardan birinin tetikleyicisi oldu. Diğer taraftan fotoğrafın ilk yıllarında ise resim ile çok yakın ilişkisi olan resimselcilik (piktoryalizm, pictorialism) akımı ortaya çıkmış ve dönemin birçok fotoğrafçısı tarafından benimsenmişti.

Resimselcilik akımı fotoğrafın tamamına veya bir kısmına resme ait unsur ve özellikleri ekleyerek resmin estetik niteliklerine ulaşma amacı olarak ele alabiliriz. Bu amacın nedeni ise fotoğrafın da bir güzel sanat dalı olarak görülmesinin istenmesiydi. Bunu ortaya koymak için de resimde kullanılan sahneler yine resimsel bir estetikle fotoğraf makinesi ve fotoğrafa ait teknikler kullanılarak oluşturuldu. Bu bağlamada fotoğrafı bir sanat olarak ortaya koymak için resme ait estetik kaygılarla ortaya çıkan eserler ilk olarak İngiltere’de 1850-1870 arası higt-art akımı ile ortaya çıkmıştır. Fotoğrafın da bir sanat olarak görülmesi hatta diğer sanat türleriyle aynı değere sahip olması higt-art akımında ana çıkış noktasıydı. Sanat hayatına ressam olarak başlayıp sonrasında fotoğrafçı olarak devam eden Oscar Gustave Rejlander, Henry Peach Robinson, William Lake Price, Julia Margaret Cameron gibi birçok isim bu akım içerisinde sayılabilirler. Sanatın katı kurallarına bir nevi başkaldırı olarak görülebilecek bu akım 1920’lere kadar etkisini sürdüren resimselciliğin ilk adımlarıydı. Diğer taraftan higt-art, empresyonizm ve natüralizm gibi akımlar da zamanla resimselciliğin içinde ele alınmıştır. Resimselcilik akımında tek ve yaygın bir konu seçimi görülmemekteydi. Manzara ve gündelik hayat fotoğraflarından dini ya da epik fotoğraflara kadar birçok farklı konu işlenmekteydi. Ayrıca fotoğraf çoğunlukla makine ile doğrudan kaydedilerek oluşturmak yerinde birden fazla negatifin birleştirilmesi ile oluşturulmuş ve yeni bir anlatım yaratılmaya çalışılmıştı. Elbette çoklu negatif kullanmayan fotoğrafçılar da bu akımın içinde yer almıştı. Asıl mesele de zaten fotoğraf ile sanata ulaşabilmekti. Bunu yolu olarak da resimsel estetik ve teknikler görülmüştü. 1890’larda doğrudan fotoğrafın bir temsil olduğu ve sanatsal yorum olmadan gerçeği gösterdiği inancı ile fotoğrafın belgesel ve anı fotoğrafı olarak yaygın kullanımına olan tepki bu akımın yaygınlaşmasını ve birçok ülkeden bu akımı benimseyen birbirinden bağımsız grupların oluşmasını sağlamıştır.

“Waterloo Place”, Leonard Misonne, 1899.
(https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Waterloo_Place_(14320178125).jpg)

Resimselciliği benimseyen Fransız fotoğrafçı Robert Demachy, 1899 tarihli makalesinde “İyi Bir Fotoğraf ile Sanatsal Fotoğraf Arasında Ne Fark Var?” konusuna değinerek şunları söylemiştir; “Resimli fotoğrafçılığı üstlendiğimizde, belki de farkında olmadan, kimyasal zanaatımızın en eski formüllerinden yüzlerce yıl daha eski kurallara sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu fark etmeliyiz. Bir arka kapı ile Sanatın Tapınağına daldık ve kalabalık üstatlar arasında kendimizi bulduk.”

RESİMSELCİLİĞİN EL KİTABI: “PICTORIAL EFFECT IN PHOTOGRAPHY” VE HENRY PEACH ROBINSON

Sanat hayatına amatör ressam olarak başlayan İngiliz fotoğrafçı H. P. Robinson resimselciliğin önde gelen isimlerindendir. Akımın uygulayıcısı olmanın yanında fotoğrafa dair birçok kitap yazmış ve Birmingham Photographic Society’nin kurucuları arasında yer almıştır. Resimselciliğin el kitabı olarak değerlendirebileceğimiz “Pictorial Effect in Photography” (1869) adlı kitabında fotoğrafçının gerçek bir sanatçı olması için dünyanın gerçekliğinin olduğu gibi doğrudan, bir nevi belgesel gibi, ortaya koymaktan öteye geçmesi gerektiğini söylemekteydi. Fotoğrafta sanata ulaşmanın yolunu şu sözleriyle ifade etmektedir; “Doğa düzensiz bir yığın halinde, aslında tam olarak uygun tasviri gerçekleştirir. Aynı tasvirin seçerek ayıklanmış hali gerçeklik ve güzelliktir. Birincisi sanat değil, ikincisi sanattır.”. Robinson bu sözlerini çalışmalarıyla da ortaya koymuş ve çoklu baskı sistemin ile birden fazla negatifi birleştirerek resimsel etki ile sanata ulaşmayı arzulamıştı. Bu yöntemi kendisi “kombinasyon baskı” olarak adlandırmış, ayrıca kitabında resimselciliğe dair teknik bilgiler de vermişti.

“Fading Away”, H. P. Robinson, 1858.
(https://en.wikipedia.org/wiki/File:Henry_Peach_Robinson,_Fading_Away,_1858.jpg)

H. P. Robinson’un en bilinen eseri olan “Fading Away” adlı çalışmasında tüberkülozdan ölmekte olan yatalak bir genç kadın ve ailesinin acılarını beş farklı fotoğrafı birleştirerek etkili bir biçimde sunmuştur.

OSCAR GUSTAVE REJLANDER VE “TWO WAYS OF LIFE”

Oscar Gustave Rejlander fotoğrafı ilk başta yapacağı resimler için arka plan oluşturmak ya da resmedeceği manzara fotoğraflarında yararlanmak için kullanıyordu. Sonraları fotoğrafın sanatsal potansiyelini görerek bu alana yoğunlaşmış, İngiltere’deki higt-art akımı içinde yer almış ve fotoğrafın bir sanat olarak görülmesi için çalışmıştı. Modellerinin ifade ve mimiklerini uzun pozlama sürelerince bozulmaması için onları yönlendirmiş ayrıca stüdyosunda kurduğu dekorlarla bir sahneyi andırırcasına kurgular oluşturmuştu. Çalışmalarında birden fazla negatifi birleştirerek anlatmak istediklerini kurgulamıştı. 1957’deli Manchester’daki Art Treasures Exhibition’da sergilediği “Two Ways of Life” (Hayatın İki Yolu) eseri Kraliçe Victoria tarafından beğenilerek eşi Prens Albert’e hediye olarak satın alınmıştır.

“Two Ways of Life”, O. G. Rejlander, 1957.
(https://en.wikipedia.org/wiki/File:Oscar-gustave-rejlander_two_ways_of_life_(HR,_sepia).jpg)

“Atina Okulu”, Rafael, 1509-1511.
(https://en.wikipedia.org/wiki/File:%22The_School_of_Athens%22_by_Raffaello_Sanzio_da_Urbino.jpg)

“Two Ways of Life”, Rönesans sanatçısı Rafaello’nun “Atina Okulu” eserinden esinlenerek yapılmıştır. Bu çalışmasında Rejlander otuzdan fazla negatifi birleştirmişti. Fotoğrafta bir tarafta tembellik, şehvet, sefalet gibi semboller bulunurken diğer tarafta erdem, onur, çalışkanlık gibi semboller bulunmaktadır ve genç bir adamın bu iki yol arasındaki seçimi betimlenmiştir ve kendisi de fotoğrafta yol gösterici olarak yer almıştır.

EMPRESYONİZM VE ALFRED STIEGLITZ

Empresyonizm 1860’lı yıllarda Fransa’da ortaya çıkmış bir sanat akımıydı. Özellikle çıkışında fotoğrafın icadının büyük etkisi vardı. Hem resim malzemelerini artık stüdyo dışında kullanılabilir hale gelmesi hem de fotoğraf gibi doğrudan görselin aktarımına karşı olan birçok ressam stüdyolarından çıkmış, şehirlerde ve kırsalda, hayatın ve manzaraların kendilerinde bıraktıkları izlenimleri tuvale aktarmaya başlamışlardı. Bu yaklaşım adını, akımın öncü ressamlardan olan Claude Monet’in “Impression” adlı eserinden aldı.

“Impression”, Claude Monet, 1872.
(https://en.wikipedia.org/wiki/File:Claude_Monet,_Impression,_soleil_levant.jpg)

Diğer taraftan fotoğraf tarafından etkilenen empresyonizm fotoğrafı da etkileyerek resimselcilik içerisinde yerini aldı. Birçok fotoğrafçı, fotoğrafı empresyonist resim teknikleri ve estetiği ile ele aldı. Bu fotoğrafçılar arasında en önemli isimlerden biri ise Amerikan fotoğrafçı Alfred Stieglitz’dır. Stieglitz, kendi değimiyle “yalnızca fotoğrafın çıkarlarına bağlılık göstererek” 1903-1917 yılları arası Camera Work dergisini çıkarmış ayrıca Photo-Scession grubunu kurarak birçok sergiye imza atmıştı. Camera Work dergisinde kendisi gibi resimselci ve fotoğrafın sanat olarak değer görmesi için çabalayan birçok fotoğrafçı yer almıştı.

“Spring Showers”, Alfred Stieglitz, 1902.
(https://en.wikipedia.org/wiki/File:Stieglitz-SpringShowers.jpg)

1920’ler sonrası doğrudan fotoğrafçılığa (straight photography) ilginin artmasıyla resimselciliğe olan rağbet azaldı. Alfred Stieglitz gibi birçok resimselci de doğrudan fotoğrafçılığa yöneldi. Ancak 1940’lara kadar Japonya, Avustralya ve Çekoslovakya gibi bazı ülkelerde varlığını sürdürdü. Empresyonist yaklaşım ise günümüzde de birçok fotoğrafçı tarafından kullanılan bir dil olarak varlığına devam etmektedir.

Diğer Önemli Sanatçılar: Alvin Langdon Coburn, Frederick H. Evans, Edward Steichen, Frank Eugenie, Francisco Hidalgo, Ernest Haas, David Hamilton, Sarah Moon, Leonard Misonne.

YARARLANILAN VE TAVSİYE EDİLEN KAYNAKLAR:

  1. Kemal Gök, Fotoğraf Sanatında Resimsellik, Yüksek Lisans Tezi (2010), (https://tezarsivi.com/fotograf-sanatinda-resimsellik).
  2. Sibel Acar, Kontrast Dergisi, Sayı 38, 2013 (https://kontrastdergi.com/sibel-acar-oscar-gustave-rejlander-38-sayi/).
  3. Zuhal Özel, Fotoğraf Akımları İçinde Gerçekliğin Sunumu, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Düşünceler Dergisi, Sayı 1, 2005.
  4. Ian Haydn Smith, Fotoğrafın Kısa Öyküsü, Hep Kitap Yayınları.
  5. Emma Lewia, İzimler Fotoğrafı Anlamak, Hayalperest Kitap Yayınları.
  6. https://en.wikipedia.org/wiki/Pictorialism
  7. https://www.fotografine.com.tr/fotograf-yazilar/fotograf-sanatinda-akimlar-2/
  8. https://www.fotografine.com.tr/fotograf-yazilar/fotograf-sanatinda-akimlar-3/
  9. Nevzat Çapalov, Fotoğraf Tarihi Oscar Gustave Rejlander, Uzak Dergisi, Sayı 1, 2019.
  10. https://en.wikipedia.org/wiki/Camera_Work

Muhsin Topdağı / İletişim: [email protected]

IG: @muhsintpd

No Comments

Post A Comment